Yıllık arşiv 2018

ilezeynep

TRAFİK KAZALARINDA TEMASSIZ KAZA

Temassız kaza, trafik kazalarında fiziki anlamda kazaya karışmamış dahi olsa meydana gelen kazada payı bulunan araç sahiplerini de ilgilendiren bir husustur. Bu durum Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (Trafik) sigortası genel koşullarının “A-2 tanımlar” başlıklı maddesinin (ç) bendinde yapılan düzenlemeyle 02.02.2016 tarih ve 29612 sayılı RG’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bahsi geçen genel koşulların “ç) İşletilme Hali”  isimli bendinin son düzenlenmiş şekli aşağıdaki gibidir:

“Motorlu aracın mekanik aksamının çalışması, (Mekanik aksamı çalışmasa bile motorlu aracın kendiliğinden de olsa hareket haline geçmesi işletilme hali olarak kabul edilir. Kazanın temassız olması sorumluluğa engel olmaz)”

Düzenlemeden evvel genel koşullarda araç şoförünün fiziki anlamda teması (çarpması) gerçekleşmeden hatalı fiili ile sebep olduğu kaza için o aracın sigortasına başvurulmamaktaydı. Bu duruma sebep olarak da, trafik ihlali olmasının tek başına yükümlülüğü gerektirmeyeceği, yükümlülük için kesinlikle fiziki bir temasın/çarpmanın şartı savunulmaktaydı. Değişiklikle temassız kazada direkt olarak kazaya karışmasa da gerçekleşen kazada payı olduğu görülen araçlarda kazalarda sorumlu tutulacak ve kaza masrafları onların sigortalarından da tahsil edilecek ve tabi ki bu da hasarsızlık oranlarını etkileyecektir.

Bu durum örneklendirilirse: değişiklik öncesinde trafikte bulunan (X) şoförünün kurallara uyumlu seyri karşısında yine aynı trafikte seyreden (Y) şoförü aniden tali yoldan kuralları ihlal ederek (X) şoförünün önüne çıktığında; (X) şoför çarpışmamak adına sola manevra yaptığında (Z) şoförüyle çarpıştığında  kaza alanına gelen ekipler (X) şoförünü kusurlu bulmakta, (Y) şoförü ise kazada herhangi bir fiziki payı olmadığından kusurlu görünmemekteydi.  Ancak değişiklikle kazada payı olan (Y) aracıda kazadan sorumlu tutulacak ve kaza masrafları (Y)’nin sigortasından da tahsil edilecek ve hasarsızlık oranı da etkilenecektir. Bu durum yalnızca iki ve daha fazla aracın söz konusu olduğu trafik kazaları için de geçerli değildir. Yani trafikte kurallara uygun seyreden bir aracın bariyer vb. alana çarpmasında bir başka araç şoförünün kusurlu şekilde aynı trafikte seyretmesinin etkisi de olabilmektedir. Bu durumda da değişiklikle birlikte kusur yalnızca kaza yapanda değil sebebiyet veren ancak teması bulunmayan araç sürücüsünde de bulunacaktır.

Temassız kaza boyutunda önemli bir diğer husus ise fiziki teması bulunmayan ancak kusurlu aracın şoförünün, aracın plakasının veya aracın trafik sigortacısının tespit edilemediği durumlarda, güvence hesabına, trafik sigortası teminat limitleri dahilinde başvuru yapılabilecektir.

 

ilezeynep

Trafik Kazalarında Tazminat Davaları

Trafik kazaları trafik seyrinde her an karşılaşılabilen negatif olgulardandır. Nihayetinde trafik mağdurlarının maddi ve manevi kayıpları için tazminat hakları söz konusudur.

  • Vefat Durumundan Dolayı Maddi Ve Manevi Tazminat Talepleri
  • Bedensel Zararların Meydana Gelmesi Durumunda Maddi Ve Manevi Tazminat Talepleri
  • Kaza Geçiren Kişinin Yakınlarının Maddi Ve Manevi Tazminat Talepleri
  • Araç Ve Eşya Hasarından Dolayı Maddi Ve Manevi Tazminat Talepleri

Yukarıda sayılan haller doğrultusunda trafik kazası geçirenlerin ya sigortadan ya da alanında deneyimli avukat desteğiyle mahkemeden para/tazminat alma hakları bulunmaktadır. Görüleceği üzere kaza geçirenlerin tazminat hakları sigortadan alınabileceği gibi mahkeme vasıtasıyla da sağlanabilir. Buradaki fark tecrübeli bir avukat yardımıyla açılan davayla daha fazla tazminat hakkı söz konusudur. Bunun için kusurlu araca ait trafik sigortasına karşı dava açılmaktadır. Bu süreçte sigorta şirketleri genelde dava açtırmadan ödeme yoluna yönelmektedirler. Fakat mahkeme yerine sigorta şirketinden tazminat alma yoluna başvuran trafik mağdurları, ayırdına varmadan gerçekte alacakları tazminattan çok daha azını almalarına ve rıza göstermelerine sebep olmaktadır. Ayrıca sigorta şirketleri bir an evvel ödeme yoluna giderek süreci tamamlamak istemektedirler. Bu dönemde onaylanan ibranameler ya da ödenen paralar ileriki süreçte dava açılmasını genelde engellemektedir. Bu noktada dikkat edilecek husus, noksan  ve hızlı şekilde hakkını arama yoluna başvurmaktansa tam olarak uygun vadede dava yoluyla hakkını almak daha yerinde olacaktır.

Diğer yandan yeni kanunlarla, trafik kazalarındaki yargılama süreci hızlanmıştır. Bu açıdan sigortadan para almak yerine dava yoluyla tam olarak hakkı aramak daha yararlı görünmektedir.

Karayolları Trafik Kanunu, kaza halinde kimlerin sorumlu tutulacağını ve hangi nedenle sorumlu tutulacaklarını düzenlemiştir. Buna göre ;  ‘bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur’.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi doğrultusunda bir kazanın meydana gelmesi halinde hem sürücü, hem de araç sahibi hem de aracın bağlı olduğu şirket (teşebbüs) sahibi sorumlu olacaktır. Bu şahısların sorumlu olabilmesi için kanunun aradığı koşullar aşağıdaki gibidir :

  • Şahsa veya malına zarar gelmiş olmalı
  • Bu zarar trafik kazası nedeniyle meydana gelmiş olmalı
  • Kaza, Motorlu bir aracın işletilmesi nedeniyle meydana gelmiş olmalı
  • Zarar ve trafik kazası arasında illiyet bağı olmalıdır.

 

Maddi ya da manevi kayıpla sonuçlanabilen trafik kazalarının maddi hasarlı trafik kazaları, sürücülerin kendi aralarında anlaşması ile çözümlenebilirken yaralamalı ve ölümlü trafik kazalarının mevcudiyetinde hukuki süreç başlamakta ve Savcılık Makamı, olayın suç teşkil etmesi sebebiyle gerekli inceleme yapmaktadır. Bu noktada soruşturması başlanan kazada kusur oranlarının saptanması experler vasıtasıyla ile sağlanmaktadır. Bilirkişiler hazırladıkları raporlarda hatanın hangi sürücüde olduğunu tespit etmekte, bu durum maddi ve manevi tazminat davaları aşamasında önem arz etmektedir.

Bu konu ile ilgili diğer sorularınız için hukuk büromuzdan danışmanlık hizmeti sağlayabilirsiniz.

 

ilezeynep

TRAFİK SİGORTASI

Karayolu ve karayolu kapsamındaki alanlarda kazaya karışan araçların:

  • Ölümlü veya yaralamalı
  • Maddi hasara sebep olmaları ya da benzeri sonuçlarla karşılaşması

nihayetinde Zorunlu Mali Trafik Sigortası olarak adlandırılan sorumluluk sigortası mahiyetindeki Trafik Sigortası, zararları yasaların öngördüğü sınırlar dahilinde karşılamaktadır.

 

Ülkemiz yasaları doğrultusunda trafikte bulunabilecek her araç sorumluluk sigortaları bünyesinde trafik sigortası yaptırmak mecburiyetindedir. Aksi halde Zorunlu Mali Trafik Sigortası bulunmayan araçlar Karayolları Trafik Kanunu doğrultusunda trafiğe kabul edilmeyecektir.

 

Zorunlu Mali Trafik Sigortası kapsamında oluşan trafik kazaları nihayetinde meydana gelen zararların sigorta bünyesinde karşılanması için birtakım ölçütler bulunmaktadır. Söz konusu kriterler ise şöyledir:

  • Trafik kazası, Karayolları Trafik Kanunu’nun 1. ve 2. maddesinde belirtilen karayolu ve karayolu sayılan yerlerde meydana gelmelidir. Bunun haricinde meydana gelecek kazalarda Zorunlu Mali Trafik Sigortasından faydalanamayacaktır.
  • Trafik kazası neticesinde ölüm , yaralanma veya maddi hasar meydana gelmelidir.
  • Meydana gelen zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağı olmalıdır.

 

Mecburi olarak ” Zorunlu Mali Trafik Sigortasını” yaptırması gerekenler işleten unvanındaki kişilerdir. Yasanın, bu zorunluluk ile amaçladığı husus ise ticari amacı bulunan işletmeler ile işletenlerin sebep olacakları zararın karşılanmasıdır. Diğer yandan kişilerin can kaybı nihayetinde Zorunlu Mali Trafik Sigortası geride kalan yakınlara maddi tazminat (destekten yoksun kalma vb.)  sağlayacaktır.

Zorunlu Mali Trafik Sigortasının kapsamı şu şekildedir :

  • ZMSS, yalnızca maddi zararları karşılar. Maddi zararlar kapsamına kişinin ölmesi neticesinde mirasçılarının talepleri, kişinin yaralanması neticesinde hak kaybının giderilmesi ve malın hasarı gibi hususlar girer.

Zorunlu Mali Trafik Sigortası Dışında Kalan Hususlar :

  • İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
  • İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
  • İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
  • Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
  • Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
  • Manevi tazminata ilişkin talepler.

 

Diğer sorularınız için hukuk büromuzdan danışmanlık hizmeti sağlayabilirsiniz

ilezeynep

ARAÇ DEĞER KAYBI

Kazaya karışan araç sahibinin hasar gören aracının tabi tutulacağı onarım faaliyetleri, aracın örneklerine karşı “ikinci el kaza görmüş” niteliğinde olması sebebiyle değer kaybı yaşamasına yol açmaktadır. Hukuki anlamda meydana gelen kazada kusuru olmayan araç sahibi, aracının değer kaybı için “araç değer kaybı davası” adı altında zararını karşılayabilmektedir.

Nitekim bu durum 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesi 1. fıkrasında şu şekilde ifade edilmiştir; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”.

Kaza geçiren aracın hasar gören kısım/parçalarının tabi tutulacağı parçayı boyama ya da değiştirme işlemleri hasarın derecesini etkilemektedir. Nitekim kaza ardından hasar gören iki tür araç bulunmaktadır; onarılması mümkün olmayan ve onarılıp tekrar eski haline gelen araçlar.

Kaza ardından yapılan onarım faaliyetleri ardından artık “hasar kayıtlı ” olan aracın yaşadığı değer kaybı araç sahibinin kusurlu olmadığı  haller için sigorta poliçesi kapsamında karşılanabilmektedir.

Bu noktada bir takım eksper muayenelerine tabi olacak aracın değer kaybının tespitinde genel anlamda esas alınan bazı ölçütler ise şöyledir;

  • İkinci el piyasa değeri,
  • Hasar geçmişi,
  • Üretim tarihi,
  • Aracın km’si,
  • Hasar niteliği,
  • Marka ve model bilgisi
  • Trafiğe çıkış tarihi

Kazaya karışan kusurlu olmayan araç sahibin aracının değer kaybı için hukuki yollara başvurmasında ise 2 yıllık zaman aşımı bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle kazadan sorumlu olmayan araç sahibi kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yıl içerisinde “araç değer kaybı davası” açabilme hakkı sahiptir.

Kusurlu olmayan araç sahibi değer kaybı yaşayan aracı için “ekspertiz raporu” ile sigorta şirketine başvurarak zararını karşılayabilmektedir. Sigorta şirketinin problem çıkarması halinde ise kusurlu olmayan araç sahibi ekspertiz raporuyla birlikte Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilmektedir.

Kaza ardından yaşanabilecek anlaşmazlık halleri, araç değer kaybının tahsili ve diğer sorularınız için hukuk büromuzdan danışmanlık hizmeti sağlayabilirsiniz.

ilefırat oğuz

suça sürüklenen çocuk

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUĞUN CEZAİ SORUMLULUĞU

Ceza hukuku anlamında 18 yaşını doldurmamış kişi çocuk kabul ediliyor. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ceza ehliyeti konusunda suçun işlendiği tarihte bulunan yaş itibariyle 0-12 yaş grubu 12-15 yaş grubu ve 15-18 yaş grubu olmak üzere üç yaş grubu ön görmüştür.

  0-12 yaş grubu çocuklardan anlamamız gereken doğumdan 12 yaşını tamamlamamış çocuklar anlamalıyız. Bu yaş grubunda ki çocukların cezai sorumluluğu yoktur yani 11 yaşındaki Ahmet sınıf arkadaşı olan Fikret ile yaşadığı arbede de Fikret’in burnunu kırdığı olayda suça sürüklenen Ahmet hakkında yargılama yapılmaz. Yani kısaca 0-12 yaş grubu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş olup 15 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını kontrol becerisi yeterince gelişmemiş olması durumunda da 12-15 yaş grubunda ki suça sürüklenen çocuklar 0-12 yaş grubu suça sürüklenen çocuklar gibi cezai sorumluluğu yoktur haklarında kovuşturma yapılamaz fakat çocuklara özgü güvenlik rejimi uygulanır zorunludur.

12-15 yaş grubu çocuklardan anlamamız gereken 12 yaşını doldurmuş 15 yaşını doldurmamış çocuklar anlamalıyız. 12-15 yaş grubunda ki çocuklar hakkında iki özellik dikkat edilmelidir birinci olarak fiili işlediği sırada 12 yaşın doldurmuş 15 yaşını doldurmamış çocukların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçları algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. İkinci olarak işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı halinde bu kişiler hakkında bu kişiler hakkında suç ağırlaştırılmış müebbet habis cezasını gerektirdiği durumlarda 12 yıldan 15 yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği durumlarda 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir be bu halde her fiil için verilecek hapis cezası 7 yıldan fazla olamaz.

15-18 yaş grubu çocuklardan anlamamız gereken 15 yaşını tamamlamış 18 yaşını doldurmamış çocuklar anlamalıyız. Bu yaş grubunda ki suça sürüklenen çocuklar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası müebbet hapis cezasını gerektirdiği taktirde 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu halde fiil için verilecek hapis cezası 12 yıldan fazla olamaz.

Yukarıda yazdığımız bilgiler sadece sağır ve dilsiz olmayan çocuklar açısından geçerlidir. Sağır ve dilsiz olan suça sürüklenen çocuklar için işledikleri fiiller için hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yetenekleri daha geç olgunlaştığı kabul edilir ve  0-12 yaş yerine 0-15 yaş, 12-15 yaş yerine 15-18 yaş, 15-18 yaş yerine ise 18-21 yaş aralığı dikkate alınır.

İşlediği fiilden dolayı suça sürüklenen çocuklar hakkında baro zorunlu müdafi atamaktadır. Ülkemiz de ne yazık ki bilinmekte ki baro tarafından atanan avukatlar suça sürüklene çocukları iyi şekilde savunmayıp sadece dosya işlemleri ile ilgilenmektedir. Çocuklarımızın tekrar topluma kazanılması adına çocuk psikolojisinde uzmanlaşmış ve daha çok kendisini ceza hukuku alanına yönlendirmiş avukatlardan yardım alınması gerektiği kanaatindeyiz.